|
Joe Satriani Röportajı - Cem Sarıoğlu |
|
Yazar Yönetici
|
14 Temmuz 2007 konseri öncesi Joe Satriani ile yapılmış taze röportaj.
Röportaj: Cem Sarıoğlu (VOLUME dergisinin Temmuz 2007 sayısında yayınlanmıştır)
Hey Joe!
14 Temmuz 2007 tarihi, ülkemiz müzik tarihi açısından unutulmaz bir gün olacak. Gitar müziğinin bize göre yaşayan en büyük temsilcisi Joe Satriani ülkemizde son albümü Super Colossal turnesi bünyesinde uzun yıllar hatırlayacağımız bir konser verecek. Önümüzdeki ay yüz yüze yapacağımız uzun röportajımızdan önce Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştiriyoruz. Karşınızda Joe Satriani; telefonun diğer ucunda, sorularımızı bekliyor.
Yıllardır hem gazetecilik hem de müzisyenlik yapmak, bir çok insanın tanışmak isteyip tanışamadığı isimlerle bire bir röportaj yapıp, bazılarıyla arkadaşça sohbetlere bile girmeme imkan sağladı. Sanırım bu açıdan zevkli ve şanslı bir mesleğe sahibim. Ama yıllardır Steve Vai’dan Michael Schumacher’e uzanan ünlüler yelpazesindeki söyleşilerden hiç birinde bu tip bir heyecan yaşamadığımı da itiraf etmem lazım. Ne de olsa birazdan telefon çalacak ve hattın diğer ucunda müzik yapmama sebep olan etkenlerden en önemlisi olacak. Sorular hazır, fonda son albüm çalıyor. Sıcaktan mıdır, stresten midir anlaşılmaz, hiç terlemeyen bünyem ters tepkiler veriyor… Ve telefonun dijital devrelerii titreşerek bir arama olduğunu haber veriyor. Evet görünen numara yurt dışından arama yapıldığını gösteriyor. Açıyorum… “Alo”. Karşımda Satriani’nin tur menajeri olduğunu söyleyen genç bir bayan sesi. “Cem, Volume Dergisi öyle değil mi?”. Doğru olduğunu söylüyorum. “Bir dakika içinde Joe telefonda olacak, hatta kal. Görüşürüz” diyerek beklemeye alıyor. Bekleyelim bakalım. Hattaki dijital bir klik ile Satch’in bağlandığını anlıyorum. DVD’lerinde duyduğumuzdan daha kalınca sıcak bir ses tonuyla ve akıcı İngilizcesi ile “Alo. Ben Joe nasılsınız?” diyerek söze giriyor gitar dünyasının bir numarası. Önce ufak çapta bir inanamazlık yaşayarak “Selam Joe. Seninle konuşmaktan çok mutlu oldum” falan gibi acayip laflar söylüyorum. Gülüyor ve teşekkür ediyor. Zamanın kısıtlı olduğunu Türkiye’deki PR şirketi daha önce söylemişti, hemen sorulara geçmekte fayda var.
V: Öncelikle Colossal albümünün ve yeni DVD’nizin başarısından dolayı sizi tebrik ederiz. Internet ve müzik kopyalamanın önlenememesi kariyerinizi negatif etkiliyor mu?
JS: Teşekkür ederim. Aslında sanatçıdan çok plak şirketlerinin yönetim ve üretim faaliyetlerini etkileyen bir faktör kopya müzik ve dosya paylaşımı. Albüm satışlarının azalması, büyük şirketlerin karlarını da önemli ölçüde azaltıyor. Bu da modern işletme sistemlerinde üretim maliyetlerinin kısılmasına yol açıyor. Yani ne oluyor? Albüm kayıtlarının süresini daha kısa tutmamız ve daha az elemanla kayıt işlemlerini bitirmemiz gerekiyor. Ama bir sanatçı olarak müziğin yaygınlaşması bence avantajlı. Zira eskiden Türkiye, Güney Amerika ve Hindistan gibi alternatif ülkelerde müziğimin popülerliği, sadece kaset ve CD satış rakamları ile ölçülebiliyordu. Belki gitar müziği o zaman da popülerdi ama satışlar Türkiye’de ne yazık ki hiçbir zaman Avrupa’nın diğer ülkelerine yaklaşmıyordu. Şimdi ise satışlarda büyük artışlar olmamasına rağmen MP3’lerden dinlendiğimi, internet sitemizin binlerce Türk dinleyici tarafından ziyaret edildiğini biliyorum. Zaten web siteme ülkenizden her gün onlarca elektronik posta da gönderiliyor.
V: Albüm kayıtları sırasında stüdyoda neredeyse sınırsız bir ekipmanla çalışma özgürlüğüne sahipsiniz. Canlı performanslarda tüm bu farklı tonları ve efektleri birebir çalmak zor olmuyor mu?
JS: Albüm kayıtlarında elimizde genelde çok büyük olanaklar bulunuyor evet. Ama sahnede seyircinin karşısında albümden daha aşağı bir sound veya performansla bulunmak gibi bir lüksümüz yok tabi ki. O açıdan kayıtları yaparken de abartılı oyunlar yapmıyoruz. Sahnede nasıl çalınacaksa o şekilde kayıt ve aranje yapıyoruz. Tabi bazı çok zor pasajları sahnede optimum duyum olmadan çalmak zor oluyor. Özellikle monitörleme konusunda bazen sıkıntı yaşayabiliyorum. Stüdyoda, istediğim duyumu aldığım noktada, anormal yüksek ses seviyelerinde çok rahat çalarken, sahne dinamiğinde kendimi pek de net duyamadığım ortamlarda aynı pasajları ve cümleleri yüzde yüze yakın bir performansla çalmam gerekiyor. Bu durum kayıtlardaki oyunlardan değil de daha çok sahnedeki duyumdan kaynaklanıyor. Bazen bazı cümleleri ezbere, parmaklarımı otomatik hareket ettirerek çaldığım bile oluyor (Gülüyor)
V: Çeşitli markalarla ile endorcer’lık anlaşmalarınız var. Sizin için canlı performanslarınızda vazgeçilmez ve en önemli teknik ekipman nedir?
JS: Bir çok enstrümantalistin cevaplayacağının aksine benim için en önemli faktör PA sistem ve sahne içindeki duyum için monitörler. Ben ne kadar iyi çalarsam çalayım, seyirciye bunu üst kalitede duyuramazsak konser, maksadına ulaşamamış olur. Haliyle başarısız bir şov olarak anılır. Bu açıdan enstrüman ve pedal, amplifikatör gibi değişkenlerden çok PA sistemi benim için değişilmez bir unsur.
V: Hazır enstrümanlardan bahsederken, mutlaka muazzam bir koleksiyona sahipsinizdir. Bundan bahsetmek ister misiniz?
JS: Evet doğru tahmin ettiniz. Oldukça geniş bir koleksiyona sahibim. Ama bunu röportajlarda pek dile getirmek istemiyorum. Zira oldukça değerli 130 kadar gitarım ve onlarca değerli amplifikatörüm ve efekt pedallarım var. Bu ekipmanlar için Japon bir dostumla beraber çalışıyoruz. Evimden ayrı birkaç tane depo kiraladım ve gitarlarımı ayrı yerlerde hırsızlığa karşı korumalı olarak bu depolarda saklıyorum.
V: Sanatçıların imzalı serisine sahip enstrümanlar sizce o sanatçının sound’unu direkt olarak çıkartılabilmesini sağlayabilir mi? Biz, her şeyden önce müzisyenlerin tuşelerinin belirleyici faktör olduğunu düşünüyoruz.
JS: Kendi çalımım ve tuşem hakkında konuşmak çok da doğru olmaz diye düşünüyorum aslında. Ama dediklerinizi insan faktörünün çok önemli olduğu tartışılmaz diyerek özetleyebilirim sanırım.
V: Şarkılarınızda bilimkurgu öğelerinin ön planda olduğunu görüyoruz.
JS: Evet bilim kurgu benim için vazgeçilmez esin kaynaklarından biri. Küçüklüğümden beri onlarca yazar okudum bilimkurgu janrında yer alan. Çizgi roman ve bilimkurgu bana farklı boyutlarda düşünme konusunda esin kaynağı oluyor. Mesela son albümde de One Robot’s Dream parçasında bir robotun mekanik devrelerinde dolaşan bir rüyanın nasıl olabileceğini hayal ettim. Başka dünyalar, mekansal ve zamansal farklılıklar, uzay ve evren beni çok etkiliyor.
V: İstanbul’da da görüşmeyi ümit ederek son sorumuzu sormak istiyorum. Bestelerinizi yaparken belli bir yöntem izliyor musunuz? Yani ana melodi üzerine mi gidiyorsunuz? Yoksa bir ritim partisyonundan mı hareket diyorsunuz?
JS: Aslında siz de tahmin edersiniz ki beste yaparken bin bir farklı yol ortaya çıkıyor. Bazen bir gitar tonunun üzerine gidiyorum, bazen harika bir ritimsel alt yapı ortaya çıkıyor. Bazen de melodiler şarkıyı alıp götürüyor. Ama benim dikkat ettiğim bir detay var şarkılarımda ve albümlerimde. Hiçbir zaman anormal şekilde hızlı çalarak insanları etkilemek yolunu seçmedim. O da başka bir yetenek pek tabi ki; ama benim seçtiğim yol, insanlara hissettiklerimi gitar ve notalarla anlatmak, farklı armoniler ve çok güçlü ritmsel altyapılarla daha melodik çalışmalar sunmak. Umarım başarılı oluyorumdur (Gülüyor)
V: Kesinlikle. Çok teşekkür ediyorum dergimizle bu samimi röportajınız için. Sizinle konuşmak benim için apayrı bir önem taşıyordu bunu da belirtmek istedim.
JS: Ben çok teşekkür ediyorum. İstanbul’a birkaç gün erken geleceğim ve basın görüşmeleri düzenlendiğinde sizi de aramızda göreceğiz. Hoşçakalın.
 |